Seyahat ipuçları ve şehir rehberleri

Aksaray Tarihi: Neolitik Çağdan Günümüze

Aksaray Rehberi ·

Aksaray şehri ve arka planda 3.253 metrelik Hasan Dağı

Aksaray, Orta Anadolu’nun en eski yerleşim bölgelerinden biridir. Bugün İç Anadolu ile Kapadokya’nın birleştiği yerde, 980 metre rakımda, Hasan Dağı’nın gölgesinde uzanan şehrin topraklarında insanlar yaklaşık 10 bin yıldır yaşıyor. Aşıklı Höyük’ün Neolitik köyünden Asur tüccarlarının uğrak yeri Acemhöyük’e, Roma’nın koloni kenti Arkhelais’ten Anadolu Selçuklularının ikinci merkezi Aksaray’a uzanan bu uzun hikâye, şehrin her köşesinde iz bırakmıştır.

Bu rehberde Aksaray tarihini dönem dönem, kaynaklara dayanarak anlatıyoruz: şehrin adının nereden geldiğini, hangi uygarlıkların burada iz bıraktığını, İbn Battuta ve Evliya Çelebi’nin Aksaray’ı nasıl gördüğünü ve 1920’den 1989’a uzanan “il–ilçe–il” serüvenini. Yazının içindeki bağlantılar, anlatılan yerlerin her birinin ayrıntılı sayfasına götürür.

Aksaray adının kökeni

Şehrin adı binlerce yıl içinde birkaç dilde dönüşerek bugüne gelmiştir. Hitit metinlerinde bölgedeki yerleşim Kurşaura olarak anılır. Bu ad zamanla ses değişimine uğrayarak Garsaura biçimini almıştır: “k” sesi “g”ye, “u” sesi “a”ya dönmüştür. Antik coğrafyacı Strabon, Geographika’sında kenti Garsaura adıyla anar. Bazı kaynaklar Hitit metinlerinde Šinaḫuttum ve Nenaşşa adlarının da bu bölgeyle ilişkilendirildiğini aktarır.

Son Kapadokya kralı Arkhelaos, Garsaura’yı geliştirerek yeniden kurdu ve kente kendi adını verdi: Arkhelais, yani “Arkhelaos’un şehri”. Bu, Caesarea’nın (Kayseri) ya da Herakleia’nın (Ereğli) adlandırılmasıyla aynı geleneğin ürünüdür. Roma ve Bizans dönemlerinde kent Colonia, Bizans kaynaklarında Koloneia adıyla anıldı.

Türklerin Anadolu’ya gelişinden sonra Garsaura adı Türkçenin ses yapısına uyarlanarak önce Taksara, sonra Aksara ve Aksaray biçimini aldı; bazı Osmanlı belgelerinde şehir hâlâ “Aksara” diye geçer. Yani “Aksaray” adı, aslında bin yıllık bir antik ismin Türkçe söyleyişidir.

“Beyaz Saray” efsanesi

Halk arasında ve Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sinde şehrin adını Sultan II. Kılıçarslan’ın yaptırdığı beyaz bir saraydan aldığı anlatılır. Evliya’ya göre sarayın kapısının iki yanında tunçtan iki arslan heykeli varmış; saraya kötülük yapmak isteyenler bu arslanların ağzından saçılan kıvılcımlarla helâk olurmuş ve saray uzaktan bembeyaz göründüğü için şehre “Aksaray” denmiş.

Hikâye çok sevilse de resmî ve tarihî bir dayanağı yoktur; ad, yukarıda anlattığımız gibi Garsaura’dan gelir. Yine de “Ak Saray” efsanesi, Aksaray’ın Selçuklu dönemindeki ihtişamının halk hafızasında nasıl yer ettiğini gösteren güzel bir örnektir.

Karla kaplı Hasan Dağı volkanının çift zirvesi
Fotoğraf: prilfish · CC BY 2.0 · Wikimedia Commons

Tarih öncesi: Anadolu’nun ilk köyü Aşıklı Höyük

Aksaray tarihinin ilk ve belki de en çarpıcı sayfası, şehrin yaklaşık 25 km güneydoğusunda, Melendiz Çayı kıyısındaki Aşıklı Höyük’te yazıldı. Avcı-toplayıcıların yerleşik hayata geçtiği, Orta Anadolu’da bilinen ilk köy olan Aşıklı, MÖ 8200–7400 arasında en az 30–35 kuşak boyunca kesintisiz iskân edildi.

Kazılar 1989’da, Mamasın Barajı’nın suları höyüğü basacak diye İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ufuk Esin başkanlığında kurtarma kazısı olarak başladı. 2000–2003 arasında Prof. Dr. Nur Balkan Atlı, 2006’dan itibaren ise Prof. Dr. Mihriban Özbaşaran ve Dr. Güneş Duru başkanlığında sürdürüldü. Bugüne kadar 400’ü aşkın oda gün ışığına çıkarıldı.

Aşıklı birçok “ilk”in yeridir: Anadolu’nun bitişik düzen, dörtgen planlı kerpiç mimarisinin bilinen en eski örneği buradadır; yabani arpa, buğday ve mercimekgiller burada ilk kez tarıma alındı; mezarlarda bulunan bakır boncuklar bölgedeki en erken metal işçiliğini gösterir. Yaklaşık 20–25 yaşlarında ölmüş bir kadının kafatasındaki delik ise bilinen ilk beyin ameliyatı (trepanasyon) olarak kabul edilir; delik çevresindeki kemiğin iyileşmeye başlaması, kadının ameliyattan sonra bir süre yaşadığını gösterir.

Aşıklı halkı, Hasan Dağı ve çevresindeki volkanik kaynaklardan elde ettiği obsidyeni (volkanik cam) alet yapımında kullandı; bu değerli taş, Kıbrıs ve Mezopotamya’ya kadar uzanan erken bir ticaret ağının konusu oldu. Yakındaki Musular yerleşimi ise MÖ 8. binyılda Aşıklı’nın uydu yerleşimi olarak kullanıldı.

Ayrıntılar için Aşıklı Höyük rehberimizi okuyabilirsiniz.

Aşıklı Höyük’te kerpiç Neolitik evlerin canlandırması
Fotoğraf: Joe Wallace · CC BY-SA 2.0 · Wikimedia Commons

Tunç Çağı: Acemhöyük ve Asur ticaret kolonileri

Aksaray’ın 18–20 km batısındaki Acemhöyük, 700×600 metre genişliği ve 20 metre yüksekliğiyle Anadolu’nun en büyük höyüklerinden biridir. Kent Eski Tunç Çağı’ndan (yaklaşık MÖ 2500) itibaren gelişti ve en parlak dönemini MÖ 20.–18. yüzyıllardaki Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nda yaşadı.

Kültepe (Kaniş) tabletlerinde adı geçen kentlerden yalnızca birkaçı bir “Büyük Kral” tarafından yönetiliyordu ve Acemhöyük’ün bunlardan biri olduğu kabul edilir. Filologlar kenti, Akad ve Hitit yazıtlarında geçen ünlü Puruşhattum ile özdeşleştirir; bir Akad metni, tüccarların şikâyeti üzerine Akad kralının bu kente sefer düzenlediğini anlatır.

Höyüğün güneyindeki Sarıkaya Sarayı, çağının Anadolu’daki en iyi korunmuş yapısıdır. Odalarında bulunan mühürlü kil topaklar arasında Yukarı Mezopotamya Kralı I. Şamşi-Adad’ın ve Karkamış Kralı Aplahanda’nın mühür baskıları vardır; bu da Acemhöyük’ün o dönemin büyük güçleriyle doğrudan ilişki içinde olduğunu gösterir. MÖ 18. yüzyılda büyük bir yangın kenti yok etti; buluntuların bir kısmı bugün Aksaray Müzesi’nde sergileniyor.

Yeşiltepe’deki Acemhöyük’ün aşağı şehir kazıları
Fotoğraf: Laszlovszky András · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Demir Çağı: Šinuḫtu Krallığı ve Aksaray Steli

Hitit İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra Orta Anadolu’da küçük Geç Hitit krallıkları kuruldu. Aksaray çevresi, Asur kaynaklarında Šinuḫtu olarak geçen krallığın toprakları içindeydi.

1976’da Aksaray şehir merkezinde bulunan ve bugün Aksaray Müzesi’nde sergilenen Aksaray Steli, bu dönemin en önemli belgesidir. Üst yarısı kayıp olan 88 cm yüksekliğinde, 90 cm genişliğindeki taş blokun bir yüzünde sağa dönük, sivri uçlu ayakkabılar giymiş bir fırtına tanrısı betimlenmiştir. Arka yüzündeki Luvi hiyeroglifli yazıtta Kral Kiyakiya, saltanatı döneminin bolluğunu ve fırtına tanrısı Tarhunza’nın lütfunu anlatır.

Kiyakiya’nın, Asur metinlerinde Šinuḫtu kralı olarak geçen Kiakki ile aynı kişi olduğu düşünülür. Kiakki, Tabal kralı Wasusarma ile müttefikti; MÖ 718’de Yeni Asur kralı II. Sargon Šinuḫtu’yu ele geçirdi ve kralı sürgüne gönderdi. Yani Aksaray, adı yazılı belgelerde geçen bir krallığın merkezine çok yakın bir konumdaydı.

Aksaray Müzesi bahçesindeki mezar stelleri
Fotoğraf: Ingeborg Simon · CC BY-SA 3.0 · Wikimedia Commons

Kapadokya Krallığı ve Roma: Arkhelais

Helenistik dönemde bölge Kapadokya Krallığı’nın parçası oldu. Son Kapadokya kralı Arkhelaos (MÖ 36 – MS 17), Garsaura’yı geliştirerek Arkhelais adıyla yeniden kurdu. Kapadokya MS 17’de Roma eyaleti olunca Roma İmparatoru Claudius kente koloni (colonia) statüsü tanıdı. Anadolu’nun önemli yollarının kavşağındaki şehir bu ayrıcalıkla büyüdü ve Roma döneminde “Colonia” diye anıldı.

Bugünkü Aksaray Lisesi’nin bulunduğu yerin bir Roma hamamının (thermae) kalıntıları üzerinde olduğu bilinir. Şehrin güneyindeki Hasan Dağı eteklerinde ise Roma ve Bizans dönemlerinden kalma Viranşehir (Mokissos) antik kenti uzanır.

Hristiyanlık ve Bizans dönemi: Koloneia

Kapadokya, erken Hristiyanlık tarihinin en önemli bölgelerinden biridir. 4. yüzyılda “Kapadokyalı Kilise Babaları” olarak anılan Kayserili Basileios, Nyssalı Gregorios ve Nazianzoslu Gregorios bu topraklarda yetişti. Nazianzoslu Gregorios, bugünkü Güzelyurt’un (eski adıyla Gelveri, Rumca Karbala) yakınındaki aile malikânesinde doğdu ve 25 Ocak 390’da yine burada, inzivaya çekildiği Arianzos’ta öldü.

Koloneia önemli bir piskoposluk merkeziydi. Piskoposlarından Euphrasius 325’teki I. İznik Konsili’ne, Bosporus 381’deki I. İstanbul Konsili’ne, Daniel 431’deki Efes Konsili’ne, Aristomakhos 451’deki Kadıköy Konsili’ne, Konon ise 692’deki Trullo Konsili’ne katıldı. Bugün Katolik Kilisesi Koloneia’yı unvanlı piskoposluk (titular see) olarak anmaya devam eder.

Bizans döneminde Koloneia aynı zamanda bir askerî merkezdi ve imparatorluk ordusunun toplanma kampı (aplekton) burada bulunuyordu. 7. yüzyıldan itibaren Arap akınları bölgeyi sık sık sarstı; şehir birçok kez el değiştirdi ve büyük ölçüde harap oldu. Aynı dönemde keşişler Ihlara Vadisi’nin, Selime’nin ve Manastır Vadisi’nin yumuşak tüf kayalarına kiliseler ve manastırlar oydu; Kızıl Kilise ve Çanlı Kilise gibi kâgir yapılar inşa edildi. Bu kiliseleri Ihlara Vadisi kiliseleri rehberimizde tek tek anlatıyoruz.

Selime Katedrali olarak bilinen kaya manastırının genel görünümü
Fotoğraf: Tevfik Teker · CC BY 3.0 · Wikimedia Commons

Türklerin gelişi ve Danişmendliler

1071 Malazgirt Meydan Muharebesi’nin ardından Orta Anadolu hızla Türk egemenliğine girdi. İbnü’l-Esîr’e göre 1081–1084 arasında şehir, Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın topraklarındaydı. Ardından bölge bir süre Danişmendlilerin elinde kaldı; şehirde Danişmendli sikkeleri basıldı.

Danişmendli dönemine ait yapıların çoğu günümüze ulaşmamıştır. Bugün ayakta kalan tek örnek, Bekarlar köyü yakınındaki kümbet biçimli Bekar Sultan Türbesi’dir.

Anadolu Selçukluları: Aksaray’ın altın çağı

Aksaray’ın asıl yükselişi Sultan II. Kılıçarslan (1155–1192) ile başladı. Arap akınlarıyla harap olmuş şehri yeniden kuran sultan, kentin çevresini surla çevirdi; cami, medrese, çarşı ve hamamlar yaptırdı. Azerbaycan’dan getirttiği din bilginlerini, zanaatkârları ve tüccarları şehre yerleştirdi. Aksaray kısa sürede Selçukluların Konya’dan sonraki en önemli merkezlerinden biri, kimi kaynaklara göre ikinci başkenti oldu.

Şehrin konumu, Konya’yı Kayseri ve İran’a bağlayan büyük kervan yolu Uzun Yol’un tam ortasındaydı. Selçuklu sultanları bu yol boyunca anıtsal kervansaraylar yaptırdı: Aksaray–Nevşehir yolundaki Alay Han Selçuklu sultan hanlarının ilk örneklerinden sayılır (bazı kaynaklara göre 1192); Konya yolundaki Sultanhanı 1229’da I. Alâeddin Keykubad döneminde inşa edildi ve Türkiye’nin en büyük Orta Çağ kervansarayıdır; Ağzıkarahan ise 1231–1240 arasında tamamlandı. Bu yapıları Selçuklu kervansarayları rehberimizde ayrıntılı anlatıyoruz.

Şehrin merkezindeki Eğri Minare de bu dönemden kalmadır: I. Alâeddin Keykubad döneminde (1221–1237) kırmızı tuğladan örülen minare, belirgin eğimiyle bugün Aksaray’ın simgesidir. II. Kılıçarslan zamanında, geleneğe göre 1170’te yaptırılan Aksaray Kalesi’nden ise bugün yalnızca sur kalıntıları görülebilir.

1243 Kösedağ Savaşı’ndan sonra Anadolu Moğol (İlhanlı) etkisine girdi. 1256’da Moğol komutanı Baycu ile Selçuklu ordusu arasındaki savaş, adını Sultanhanı’ndan aldı. 1277’de Moğollar Aksaray’a baskın düzenledi ve kaynaklara göre şehrin 6.000 sakinini öldürdü ya da esir aldı.

Aksaray’ın simgesi, tuğla örgülü Eğri Minare
Fotoğraf: Dosseman · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Beylikler dönemi: Eretna, Karamanoğulları ve Somuncu Baba

Selçuklu Devleti’nin dağılmasıyla Aksaray, Anadolu beylikleri arasında el değiştiren bir sınır şehri oldu. Şehir 1341–1365 arasında Eretna Beyliği’nin egemenliğinde kaldı, bir yıl kadar Kadı Burhaneddin Devleti’ne bağlandı, ardından yeniden Karamanoğulları’nın eline geçti.

Bu dönemin en önemli yapıları Karamanoğulları’na aittir. 1336’da yaptırılan Zinciriye Medresesi, yazılı kaynaklardan bilinen Aksaray medreselerinin günümüze ulaşan tek örneğidir; dört eyvanlı planı, revaklı avlusu ve çini mozaik bezemeli ana eyvanıyla açık avlulu medreselerin güzel bir örneğidir. Şehrin merkezindeki Ulu Cami ise kitabesine göre 1408–1409’da Karamanoğlu II. Mehmed Bey tarafından yaptırıldı ve 1482–1483’te İbrahim Bey döneminde onarıldı.

Aynı yıllarda Aksaray, Anadolu tasavvufunun da önemli merkezlerinden biriydi. Hacı Bayram-ı Veli’nin hocası Şeyh Hamid-i Veli, yani Somuncu Baba (1331–1412), hayatının son yıllarını Aksaray’da geçirdi ve burada vefat etti; şehrin Şeyhhamit Mahallesi adını ondan alır.

İbn Battuta’nın gözünden Aksaray

14. yüzyılda Anadolu’yu dolaşan Faslı gezgin İbn Battuta, Aksaray’ı “Bilâd-ı Rûm’un en güzel ve sağlam şehirlerinden” biri olarak anlatır. Ona göre şehir her yandan akarsular ve bağlarla çevriliydi; içinden geçen üç kanal evlerin içinden akıyordu ve şehrin içinde üzüm bağları, bostanlar vardı.

İbn Battuta, Aksaray’da koyun yününden dokunan halı ve kilimlerin dünyada eşi olmadığını, bunların Şam’a, Mısır’a, Irak’a, Hindistan’a ve Çin’e kadar ihraç edildiğini yazar. Gezgin, şehirde Eretna Beyliği’nin naibi ve Ahilerden Şerif Hüseyin’in zaviyesinde konakladı. Bu halı geleneği, Sultanhanı çevresinde bugün de sürmektedir.

Aksaray şehir merkezindeki Ulu Cami
Fotoğraf: NuriCanY · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Osmanlı dönemi

1396’da Yıldırım Bayezid Aksaray’ı ele geçirdi; ancak 1402 Ankara Savaşı ve Timur istilasından sonra şehir yeniden Karamanoğulları’na döndü. Aksaray kesin olarak 1460’ların sonunda, Fatih Sultan Mehmed döneminde Osmanlı topraklarına katıldı; Türkçe kaynaklar bu tarihi 1467, bazı yabancı kaynaklar ise İshak Paşa’nın seferiyle 1470 olarak verir.

Fetihten sonra şehrin pek çok sakini yeni başkent İstanbul’a göç ettirildi. Onların yerleştiği semt de memleketlerinin adıyla anıldı: İstanbul’un bugünkü Aksaray semti adını buradan alır. Bu zorunlu göçler ve devlet politikası nedeniyle şehir bir süre geriledi; önce liva, ardından kaza merkezi oldu.

Osmanlı döneminde Aksaray, Anadolu’nun başlıca tuz kaynağı olan Tuz Gölü’ne yakınlığı sayesinde yeniden zenginleşti. Osmanlı sadrazamlarından Pîrî Mehmed Paşa (sadrazamlığı 1518–1523) da Aksaraylıdır.

Evliya Çelebi’nin anlattığı Aksaray

17. yüzyılda şehri ziyaret eden Evliya Çelebi, Aksaray’ı Karaman Eyaleti’ne bağlı bir sancak merkezi olarak anlatır. Ona göre Aksaray Kalesi, büyük bir ırmak kenarında, şehrin ortasında, dört köşeli, taştan sağlam bir kaleydi ve beş kapısı vardı: Küçükkapı, Demirkapı, Keçikapısı, Ereğlikapısı ve Konyakapısı.

Evliya, şehrin ortasından akan Uluırmak’ın imaretleri sulayıp Alâeddin Köprüsü’nün altından geçtiğini, “Bursa gibi her evden su aktığını” yazar. Seyahatnâme’de Ulu Cami “Karamanoğlu İbrahim Bey Camii” olarak anılır; şehirde doksan sekiz mescit, Yılancık ve Sulu medreseleri, Somuncu Baba türbesi ve Zinciriye Medresesi sayılır. Evliya’ya göre halk, şehirde yedi binden fazla evliyanın yattığına inandığı için Aksaray’a “Sâlihler yeri” de denirdi.

Bugün kalenin yerinde şehrin ana meydanı bulunur; Kurşunlu Camii, eski Ereğlikapısı’nın bulunduğu yerde durur ve Zinciriye Medresesi kalenin batı girişine denk gelir.

Tuz Gölü’nün beyaz tuz kabuğuyla kaplı kıyısı
Fotoğraf: Wokege · CC0 · Wikimedia Commons

Cumhuriyet dönemi: il, ilçe ve yeniden il

Aksaray’ın idari hikâyesi de ilginçtir. 6 Ekim 1920’de, merkezi Aksaray olmak üzere Aksaray, Arapsun (Gülşehir) ve Şereflikoçhisar kazalarından oluşan müstakil bir liva kurulması kabul edildi; şehir böylece il statüsü kazandı.

Ancak Aksaray yalnızca 13 yıl il olarak kaldı: 20 Mayıs 1933 tarihli ve 2197 sayılı kanunla Niğde’ye bağlanarak ilçe yapıldı, Şereflikoçhisar ise Ankara’ya bağlandı. Şehir 56 yıl boyunca Niğde’nin ilçesi olarak kaldı.

15 Haziran 1989 tarih ve 3578 sayılı kanunla Aksaray yeniden il oldu ve 68 plaka kodunu aldı. Bugün 7.659 km² yüzölçümüne sahip ilde merkez ilçeyle birlikte 8 ilçe bulunur; Sultanhanı 2017’de ilçe olmuştur. Şehrin ana meydanı çevresinde, Cumhuriyet’in ilk yıllarından kalma etkileyici kamu binaları da görülebilir.

Aksaray’ın ana meydanındaki Saat Kulesi
Fotoğraf: NuriCanY · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Aksaray tarihi hakkında az bilinen bilgiler

Aksaray’ın uzun geçmişi, rehber kitaplarda pek yer bulmayan küçük ama ilginç ayrıntılarla doludur. Bunların bir kısmını kaynaklarıyla birlikte derledik:

  • İstanbul’un Aksaray semti, Fatih döneminde bu şehirden göç ettirilen Aksaraylıların yerleştirildiği yer olduğu için bu adı taşır.
  • Evliya Çelebi’ye göre 17. yüzyılda Rumlar Aksaray’a “Pegahelna” diyordu.
  • Eğri Minare’nin silindir biçimli tuğla gövdesi ince bir silmeyle iki bölüme ayrılır; alt bölüm zikzak desenli, üst bölüm yeşil-mavi çinilerle bezelidir.
  • Sultanhanı’nın avlusundaki köşk mescit, Türkiye’de bilinen en eski köşk mescit olarak kabul edilir.
  • Ihlara’daki Kırkdamaltı Kilisesi’nin 13. yüzyıl sonuna ait kitabesi, bir Selçuklu sultanını ve bir Bizans imparatorunu aynı metinde anar.
  • Aksaray Lisesi’nin bulunduğu yer, bir Roma hamamının kalıntıları üzerindedir.
  • Zinciriye Medresesi’nin yanındaki taş bina, 1930’larda Atatürk’ün talimatıyla kurulan Azm-i Milli un fabrikasıdır ve bugün müze olarak kullanılır.
  • Şehir merkezindeki Kurşunlu Camii’nin, Aksaray Kalesi’nin Ereğlikapısı’nın bulunduğu yerde durduğu kabul edilir.
  • Aksaray Steli 1976’da şehir merkezinde bulundu; Luvi hiyeroglifli yazıtı MÖ 8. yüzyıla aittir.
  • Aksaray 1920’de il oldu, 1933’te ilçe yapıldı ve 15 Haziran 1989’da yeniden il oldu; plaka kodu 68’dir.

Bugün Aksaray’da tarihin izleri

Bu uzun geçmişin izlerini birkaç günde görmek mümkündür. Şehir merkezinde Ulu Cami, Eğri Minare, Zinciriye Medresesi ve Somuncu Baba Türbesi yürüme mesafesindedir. Bütün dönemlerin buluntuları ise Aksaray Müzesi’nde bir arada sergilenir.

Şehir dışında Ihlara Vadisi, Selime Katedrali, Güzelyurt, Aşıklı Höyük ve Selçuklu kervansarayları günübirlik rotalarla gezilebilir. Önerilen sıralama için 1, 2 ve 3 günlük Aksaray gezi rotalarımıza, tüm duraklar için Aksaray’da gezilecek yerler rehberimize göz atabilirsiniz.

  • Neolitik: Aşıklı Höyük (MÖ 8200–7400), Musular
  • Tunç Çağı: Acemhöyük – Puruşhattum (MÖ 20.–18. yüzyıl)
  • Demir Çağı: Šinuḫtu Krallığı, Aksaray Steli (MÖ 8. yüzyıl)
  • Roma–Bizans: Arkhelais / Koloneia, Ihlara ve Selime kiliseleri
  • Selçuklu: II. Kılıçarslan, Eğri Minare, Sultanhanı, Ağzıkarahan, Alay Han
  • Beylikler: Zinciriye Medresesi (1336), Ulu Cami (1408–1409)
  • Osmanlı: 1460’ların sonu – 1920
  • Cumhuriyet: il (1920), ilçe (1933), yeniden il (15 Haziran 1989)

Aksaray’da nerede kalınır?

Neva Apart, Aksaray şehir merkezinde, Zinciriye Medresesi ve Ulu Cami’ye birkaç dakikalık yürüme mesafesinde, mutfaklı ve tam donanımlı apart daireler sunar. Ihlara, Selime, Güzelyurt ve kervansaraylar rotasını şehir merkezinden günübirlik turlarla gezmek isteyenler için ideal bir üstür.

Daire seçeneklerimizi inceleyebilir, misafir yorumlarını okuyabilir ya da rezervasyon ve rota önerisi için bize ulaşabilirsiniz. Tüm duraklar Aksaray gezilecek yerler sayfamızda.

Kaynaklar

Görsel kaynakları

İlgili içerikler

Konuma git